Yeni yılın ilk günlerinde ABD ile İran arasında tırmanan siyasi ve askeri gerilim, küresel piyasalarda gündemin ilk sıralarına yerleşti. Bu gerilimin tarihine baktığımızda, iki ülke arasında ki sert siyaset neredeyse 40 yıla yakın bir süreye dayansa da özellikle son 10 yıldır haber başlıklarından hiç düşmüyor.

2010 yılında İran’ın nükleer çalışmaları nedeniyle ABD’nin, İran’a uyguladığı yaptırım gündeme geldi. İran Devrim Muhafızları ile iş birliği içerisinde olan yabancı şirketlere yönelik olan bu yaptırım paketi dönemin Başkanı Barack Obama’nın onaylaması ile yasalaştı. Bununla yetinmeyen ABD, Amerikan firmalarının, İran Devrim Muhafızları’na ait 4 inşaat firması ile iş yapmasını yasakladı. Aradan geçen birkaç ay sonrasında ABD yönetimi, dünyanın beşinci en büyük ham petrol ihracatçısı olan İran’a yaptırımları artırma kararı almıştı ki Tahran yönetimi İran petrolüne yaptırım uygulanması halinde, Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidinde bulundu. Hürmüz Boğazı’nda iki ülkenin restleşmesi bir süre devam ederken bu sırada Basra Körfezi’nde askeri tatbikat yapan İran, uzun menzilli füze denemelerine başladı.

2013 yılına geldiğimizde İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Birlemiş Milletler Genel Kurulu’ndaki ilk konuşmasını yaptı. Açıklamasında, ülkesinin nükleer programının tamamen barışçıl olduğunun altını çizen Ruhani, konuyu müzakere masasında çözmek istediklerini bildirse de söz konusu nükleer programı İran ile ABD arasındaki tansiyonu yükseltti. 2015 yılına kadar gündemde önemini aydan aya yitirmeye başlayan nükleer sorunu, İsviçre’nin Lozan kentinde yeniden masaya yatırıldı. ABD’de dönemin Dışişleri Bakanı John Kerry ve Muhammed Cevad Zarif arasında olumlu geçen görüşmelerin ardından bir dizi görüşme sonrasında Temmuz ayında İran ile P5+1 olarak bilinen BM Güvenlik Konseyi’nin 5 üyesi ABD, Çin, Rusya, İngiltere, Fransa ve Almanya arasında nükleer anlaşması yapıldı. Anlaşmayla Tahran, BM’nin Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun askeri üslere “kontrollü girişine” izin vermiş olurken uranyum zenginleştirmede kullanılacak santrifüj sayısını anlaşmayla üçte iki oranında azaltmayı da kabul etmiş ve uluslararası gözlemcilere denetim izni vermişti.  Ayrıca anlaşmayla İran’a uygulanan petrol, doğal gaz, finans, havacılık ve deniz taşımacılığı alanlarındaki yaptırımlar kalkması yönünde uzlaşılmıştı.

ABD Anlaşmadan Çekildi

Uzun müzakereler sonucu 14 Temmuz 2015’te imzalanan anlaşmanın üzerinden henüz 1 yıl geçmişken yaptırımların kaldırılmasının İran ekonomisine yansımadığını düşünen Hasan Ruhani’nin, ‘’Kısa bir süre içerisinde nükleer programımızı eski seviyesine getirebiliriz” yönünde açıklaması bu dönem oldukça dikkat çekti. Birbirini takip eden ayların ardından ABD’de 2017 yılında Cumhuriyetçi Parti’den seçilerek 45. ABD Başkanı olarak göreve gelen Donald Trump, ilk açıklamalarında “en kötü anlaşmalardan biri” olarak nitelendirdiği nükleer anlaşmayı feshetmek istediğini söyledi.

İki ülke arasında yeniden gündeme gelmeye başlayan sert siyaset, ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşmadan çekilmek istemesi ile yeni bir boyuta taşındı. Bunun üzerine balistik füze denemelerini gerçekleştirmeye devam eden İran’a aralarında Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin’den de olmak üzere 12 kurum ve 13 bireye ABD Hazine Bakanlığı ekonomik yaptırım uygulama kararı aldı. ABD’nin İran’a yönelik yeni yaptırımlar uygulamasıyla iki ülke arasında siyasi tansiyon giderek artarken Washington’a misillemede bulunulacağını açıklayan Tahran yönetimi, İran ordusunun Hürmüz Boğazı yakınlarında 1 hafta sürmesi beklenen askeri tatbikata başladığını duyurdu. Bu sırada ABD Başkanı Donald Trump’ın İran stratejisi ve nükleer anlaşma ile ilgili açıklamaları Avrupa’da tepkiyle karşılandı. Ancak tepkiler durumu değiştirmedi ve ABD Başkanı Donald Trump, İran nükleer anlaşmasından çekilme kararı aldı. Mevcut anlaşmayı sert bir dille eleştiren Trump, İran rejimine yönelik yaptırımları yeniden hayat geçireceklerini de belirtti. Tekrar sahneye çıkan ABD Hazine Bakanlığı, İran Devrim Muhafızları Ordusu ile bağlantılı olduğunu öne sürerek 6 kişi ve bir kuruluşu yaptırım listesine aldığını duyurdu.

ABD’nin İran’a uyguladığı ve faturasının her geçen gün büyüdüğü ekonomik yaptırımlar nedeniyle İran’ın petrol ihracatı büyük yara alırken İran riyali, bu dönemde dolar karşısında sert değer kaybetti. Döviz kuru ve enflasyondaki ciddi artış nedeniyle ekonomik sorunlara karşı İran halkı sokaklarda protestolara başladı. Ancak Tahran yönetimi sokak gösterilerini sert bir şekilde bastırdı. Dikkatleri üzerine çeken İran hükümeti, ABD’nin açıkladığı yaptırım kararını, iki ülke arasında 1955 yılında imzalanan İran – ABD Dostluk Anlaşması’nı ihlal ettiği gerekçesiyle Uluslararası Adalet Divanı’na taşıdı. Ardından da ABD yaptırımları nedeniyle bu dönemde yüzde 50’ya yakın değer kaybı yaşanan döviz kurunda rejimi rahatlatmak için değişikliklere giderek serbest piyasada sabit kur dışında döviz satışının yapılmasına yönelik yasağın kaldırıldığını duyurdu.

İran’ın dolar alımı, altın ticareti, değerli metaller ticareti ve otomotiv sektörünü kapsayan ABD’nin yaptırımlarının İran – AB ticaretini engellememesi için bu dönemde Avrupa Birliği’nde yoğun politik görüşmeler yaşandı. İngiltere, Fransa ve Almanya Dışişleri ortak yazılı bir açıklama yaparak, İran’a yaptırım uygulamayacaklarını ve İran ile ticaret yapan Avrupalı firmaları destekleyeceklerini duyurdu. Avrupa Birliği Komisyonu ise İran’a yönelik uygulanan yaptırımlardan Avrupa şirketlerini koruyabilmek amacıyla hazırladığı ‘Engelleme Mevzuatını güncelleyerek yürürlüğe koydu.

Uluslararası Adalet Divanı Kararını Verdi, Abd Durmadı

Birleşmiş Milletlerin en yüksek mahkemesi olan Uluslararası Adalet Divanı, ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımların insanı yardım ve sivil havacılık güvenliğini etkilememesi gerektiğine hükmetti. Yürürlükte olan yaptırımların limitini belirleyen Uluslararası Adalet Divanı, tarafların aralarındaki anlaşmazlığı daha da ağırlaştırmamalarını ve 1955 yılında ABD ile İran arasında imzalanan dostluk anlaşması kapsamında yaptırımların, “ilaç, tıbbi malzemeler, gıda ve tarım ihtiyaçlarının ihracatını” ve “sivil havacılık güvenliğini etkileyecek hizmetleri” engellememesi gerektiğini belirtti. Ancak ABD, bu karara da tepkisiz kalmadı. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, İran ile 1955’te imzalanan, “Dostluk, Ekonomik Münasebetler ve Konsolosluk Hukuku” anlaşmasının feshedildiğini bildirdi. Ardından ABD, İran’ın enerji, finans ve deniz taşımacılığı sektörlerini kapsayan yeni yaptırım paketini resmen hayata geçirdi. ABD Hazine Bakanı Steven Mnuchin tarafından açıklanan yaptırım paketinde Çin, Hindistan, Japonya, Güney Kore, Tayvan, Türkiye, İtalya ve Yunanistan olmak üzere 8 ülkeye geçici muafiyet tanındı. Hazine Bakanlığının yayınladığı yaptırım listesinde, 300’den fazla İran vatandaşı, enerji taşımacılık sektörlerinde faaliyet gösteren 100’den fazla kurum ve 200’ün üstünde gemi, 50’si İranlı bankalar olmak üzere 70 finans kuruluşu, İran Havayolları ve 67 uçağı da yer aldı. Ayrıca İran Ulusal Petrol Şirketi’nin de eklendiği listede, kuruluşun İran dışında faaliyet gösteren onlarca iştirakinin de yaptırımlara tabi tutulacağı belirtildi.

Ekonomik Terörizm

ABD tarafından İran’a uygulanan yaptırımları ‘ekonomik terörizm’ olarak değerlendiren Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Washington yönetimi tavrının uluslararası istikrarı tehlikeye düşürdüğünü belirterek AB ülkelerine, İran’ın yanında yer almaları çağrısında bulundu. Bunun üzerine de AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Mogherini, İran ile ticaretin önünü açacak ve AB ve İran ABD doları kullanmadan ticaret yapabilecek olan Özel Hedef Aracı-SPV adlı ödeme modelinin yürürlüğe gireceğini söyledi. AB’nin bu yaklaşımına sert eleştirilerde bulunan ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Avrupalı müttefiklerine, ‘İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilmeleri’ tavsiyesinde bulundu. ABD’nin İran rejimine yönelik uyguladığı yaptırımları bozmaya yönelik bir girişim olarak niteleyen Pence, Bu düşüncesiz adımın İran’ı güçlendireceğini savundu.

2019 Nisan ayına geldiğimizde ise Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada İran’a yönelik petrol yaptırımları konusunda Türkiye dahil 8 ülkeye tanınan muafiyetlere son verildiği belirtildi. Bununla yetinmeyen ABD, önce Türkiye, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) 25 kişi ve şirkete İran Devrim Muhafızları’na para aktardıkları gerekçesiyle yaptırım uygulanacağı duyurdu ardından da İran’a yönelik metal sanayisini kapsayan yeni yaptırım kararını Başkan Trump’ın onayıyla işleme aldı.

İki ülke arasında ki politika yıpratan bu gelişmeler üzerine İran, 2015’te ya varılan nükleer anlaşmada Tahran hükümetinin geri adım atabileceğini duyurdu. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, ABD’nin nükleer anlaşmadan çekildiğini hatırlatarak Batılı ülkeler tarafından verilen İran’ın petrol ve bankacılık sektörlerinin korunması taahhüdünün yerine getirilmesi çağrısı yaptı. Ancak Ruhani’nin bu çağrıları cevapsız kaldı. Bunun üzerine İran Atom Enerjisi Kurumu da Natanz nükleer tesislerinde zenginleştirilmiş 3,67 uranyum üretim kapasitesini 4 katına çıkarma kararı aldı.

Pentagon Sahneye Çıktı

İran’ın bu dönemde ABD’ye cevap niteliğindeki adımlarını “tehditkâr” olarak nitelendiren ABD Başkanı Donald Trump, “Umarım hayır” yanıtı ile Tahran’ı üstü kapalı tehdit ederek iki ülke arasında askeri bir karşılaşma ihtimallerinin olacağını gündeme getirdi. Bunun üzerine karşılıklı tehditlerin başladığı ABD – İran hattında söz düellosuna İran Savunma Bakanı Emir Hatemi katıldı. Askeri hazırlıklarının en üst düzeyde olduğunu belirten İran Savunma Bakanı, “ABD ve siyonist cephe, bu kez yenilginin acısını tadacak.” İfadeleri oldukça dikkat çekti.

Sert siyasetin böylece askeri boyuta taşındığı ABD – İran hattında ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) sahneye çıkarak İran’dan gelebilecek tehditlere karşı tedbir amacıyla USS Abraham Lincoln Uçak Gemisi Taarruz Grubu ile nükleer kapasiteli 4 adet B-52 bombardıman uçağından oluşan Bombardıman Görev Gücü’nü Basra Körfezi’ne sevk etti. Ardından da ABD, bölgeye 1500 ilave asker göndererek gerilimi iyice arttırdı. Diğer tarafta İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunu nükleer anlaşmada belirtilen limitin üstüne çıkarmasına birçok ülkeden tepki geldi. Beyaz Saray, ABD ve müttefiklerinin, İran’ın nükleer silah geliştirmesine asla izin vermeyeceğini iletirken İngiltere Dışişleri Bakanı Jeremy Hunt, İran’ın nükleer anlaşmayı bozmasının endişe verici olduğunu ancak İngiltere’nin halen anlaşmayı desteklediğini açıkladı. Almanya Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum limitini nükleer anlaşmada belirtilen sınırın üstüne çıkartmasını “kaygı verici” olarak nitelendirdi. Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric ise “İran İslam Cumhuriyeti’nin bu kararı anlaşmanın korunmasına yardımcı olmayacak ve İran halkını anlaşmanın somut ekonomik faydalarından mahrum bırakacak.” dedi.

İnsansız Hava Aracı Polemiği

Nükleer silah ve askeri gerilim bir kenara dursun 2019 Haziran ayına geldiğimizde ABD – İran hattında yeni bir tartışma daha başladı. İran Devrim Muhafızları Ordusu Hürmüz Boğazı üzerinde kendi hava sahasını ihlal ettiği iddiasıyla, ABD Hava Kuvvetleri’ne ait ‘casus’ insansız hava aracını (İHA) düşürdüğünü duyurdu. ABD Ordu Sözcüsü ABD Bill Urban, kendilerine ait insansız hava aracının İran hava sahası içerisinde vurulduğu bilgisini ilk başta yalanlasa da hem Tahran hem Washington, hava aracının düşürüldüğünü doğruladı. Kısa bir süre sonra Başkan Donald Trump, Basra Körfezi’nde ABD’ye ait donanmanın, İran insansız hava aracını düşürdüğünü söyledi. Ancak bu defa da İran yönetimi video kayıtları ile birlikte İHA’nın “görevini başarıyla tamamlayarak” üsse döndüğünü ve ABD’nin öne sürdüğü iddiaların doğru olmadığını savundu. Düşen insansız hava araçlarının yankıları devam ederken Donald Trump yeni bir twit ile gözleri yeniden üzerine çevirdi, ‘’ Ek Yaptırımlar Geliyor’’.

ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisinden (OFAC) yapılan yazılı açıklamada, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney adına çalıştığı gerekçesiyle İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in yaptırım listesine eklendiği duyurdu. Ardından da İran’ın inşaat sektörü ile askeri alanlarda kullanılan bazı önemli materyallerin ticaretini hedef alan yeni yaptırımlar getirildiğini açıklandı. Art arda gelen yaptırımların sonu görünmezken bir de Suudi Arabistan’daki Aramco petrol tesislerine yapılan saldırıların arka planında İran’ın olduğunu savunarak İran Merkez Bankasına yaptırım uyguladıklarını açıklayan Trump, bu yaptırımların, şimdiye kadar bir ülkeye uygulanan en büyük yaptırımlar olduğunu kaydetti.

ABD İle İran Savaşa Çok Yaklaştı

2019 yılını ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımlarla tamamlarken yeni yılı piyasalar, Ortadoğu hattında oldukça sarsıcı haberlerle karşıladı. ABD Savunma Bakanlığı’ndan (Pentagon) yapılan yazılı açıklamada, “ABD ordusu, Başkan’ın talimatı ile, ABD tarafından yabancı terör örgütü olarak tanınan İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü’nün Komutanı Kasım Süleymani’yi öldürerek (bölgedeki) ABD personelini korumak için kararlı ve savunma amaçlı bir adım atmıştır.” ifadeleri kullanıldı. Süleymani’nin yüzlerce Amerikalının öldürülmesinden sorumlu olduğu vurgulanan açıklamada, “General Süleymani aktif olarak Irak ve bölgedeki Amerikan diplomat ve askerlerine yönelik saldırı planı yapıyordu” açıklamasına yer verildi. Irak’ın Başkenti Bağdat’ta havaalanına düzenlenen füze saldırısında İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından twitter hesabından açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın hiçbir savaşı kazanamadığını ama hiçbir müzakereyi de kaybetmediğini söyledi. Ardından da Trump, Süleymani’nin başka yerleri vurmak üzere hazırlık yaptığını belirterek ‘’İran zaten yıllardır sorundan başka bir işe yaramadı. Bu bir uyarı olsun: İran, Amerikalılara veya Amerikan unsurlarına saldırırsa biz 52 İran sahasını hedef almış bulunmaktayız. Bu hedefler ve İran’ın kendisi çok hızlı ve çok sert bir şekilde vurulacaktır. ” şeklinde açıklaması, iki ülke arasında savaş başlayabileceği yönünde endişeleri oluşturmaya başladı.

Misilleme Geldi

ABD – İran hattında tansiyonu zirveye çıkaran bu operasyona bir misilleme gelebileceğinin ihtimallerini düşünerek İran’ı tehdit eden Trump’ı, ABD Savunma Bakanlığı destekledi. İran’da yükselen intikam yeminlerine yanıt vereceğini duyuran Pentagon, bölgeye ek güvenlik önlemleri alınacağını bildirmişti ki çok geçmeden İran, önce nükleer anlaşmadaki tüm taahhütleri askıya aldığını belirtti ardından da ABD’ye misillemede bulunarak Devrim Muhafızları Ordusu’nun, ABD’nin Irak’taki Ayn el-Esed Hava Üssü’nü onlarca balistik füzeyle vurduğunu iletti. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Tahran’ın gerginlik veya savaş istemediğini ancak herhangi bir saldırıya karşı İran’ın kendisini savunacağını keskin bir dille söyleyerek “İran, vatandaşlarına ve üst düzey yetkililerine yönelik korkakça silahlı saldırıya karşı kendini savunmak için, BM Sözleşmesinin 51’inci maddesi uyarınca orantılı tedbirler aldı ve sonuçlandırdı” açıklamasında bulundu.

İran’ın balistik füze saldırısı teyit eden ABD Savunma Bakanı Mark Esper, İran’ın 3 bölgesinden Irak’taki ABD askerlerinin konuşlu olduğu 2 üsse 16 füze fırlatıldığını belirterek, füzelerin depo, otopark, taksi pistleri ve bir helikoptere hasar verdiğini, ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadığını açıkladı. Bunun üzerine de Başkan Donald Trump bir basın toplantısı düzenledi. Geçen hafta kendisinin talimatıyla “acımasız” ve “dünyanın en katı teröristlerinden biri” olarak nitelendirdiği Süleymani’nin ABD ordusu tarafından öldürüldüğünü hatırlatarak Süleymani’nin geçen haftalarda ABD askerlerine yönelik saldırı ile ABD’nin Bağdat Büyükelçiliğine yönelik protestoların talimatını verdiğini ve ülkesine yönelik saldırı hazırlığında olduğunu söyleyen Trump, İran’ın füze saldırılarında herhangi bir Amerikan askerinin ölmediğinin altını çizdi. Ayrıca ABD’nin İran saldırısına karşılık vermeyi değerlendirdiklerini belirten Trump, İran rejimine yönelik cezalandırıcı ekonomik yaptırımlar getireceklerini ve bu ağır yaptırımların İran davranışlarını değiştirene kadar yürürlükte kalacağını kaydetti. Trump, konuşmasını noktalarken İran halkına ve İran yetkililerine, ABD’nin barış isteyen herkesle barışı kucaklamaya hazır olduğuna da vurgu yaptı. Anca çok geçmeden de takvimler 10 Ocak 2020 tarihini gösterdiğinde Trump’ın belirttiği üzere, ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın çelik endüstrisi ile birlikte ekonomi, inşaat, tekstil ve madencilik sektörlerini kapsayan yaptırımların uygulanmaya başladığını bildirdi.

Düşen Ukrayna Uçağı

Yeni yıl itibariyle ABD ve İran arasında askeri boyuta taşınan gerginliğe bir de İran’ın başkenti Tahran’a düşen yolcu uçağı eklendi. İran Acil Yardım Kurumu’ndan yapılan açıklamada Ukrayna Havayollarına ait Boeing 737 tipi yolcu uçağında bulunan yolcu ve mürettebattan oluşan 176 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Acil Yardım Kurumu Sözcüsü Mucteba Halidi de Ukrayna’nın Başkenti Kiev’e gitmek üzere Tahran İmam Humeyni Uluslararası Havalimanı’ndan havalanan Boeing 737 tipi yolcu uçağının kısa süre sonra yerel saatle 06.18’de teknik arıza nedeniyle düştüğünü bildirdi.

Başkenti Kiev’e gitmek üzere havalandıktan kısa bir süre sonra düşen Ukrayna Havayolları’na ait yolcu uçağının kara kutusunu, ABD ve Boeing’e vermeyeceklerini duyuran İran, kazanın İran havacılık kurumu tarafından inceleneceğini yinelese de dikkatleri üzerine çekmekten kaçınamadı. Bu durumu lehine çevirmek isteyen ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna uçağının İran’ın hatası ile düşmüş olabileceğini öne sürdü. İran hükümeti ise ABD’nin bir algı operasyonu yaptığını vurgulayarak iddiaları reddetti.

İki ülke arasında başta nükleer sorunu olmak üzere, Hürmüz Boğazı, insansız hava aracı polemiği ve en önemlisi ardı arkası gelmeyen ekonomik yaptırımlar nedeniyle siyaset uluslararası arenada oldukça sertleşti. Hatta diplomatik kanallarla çözülemeyerek askeri boyutta karşılıklı misillemelerin yapıldığı Ortadoğu hattında ABD’nin askeri varlığı, bölgede yeni bir krizin fitilini her an ateşleyebileceği gibi ABD’den uygulanan yaptırımlar kalkmadığı ve bir müzakere masasına yatırılmadığı sürece Tahran yönetiminin, nükleer anlaşma kapsamında uranyum zenginleştirme, depolama, araştırma ve geliştirme gibi hiçbir taahhüde uymaması bu gerginliği ABD – AB – İran hattına da sıçratabilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz