Genel Bakış

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hafta sonu İstanbul’da ekonomi hakkında açıklamalarda bulundu.

Erdoğan “Faiz, yüzde 40’a doğru gitmişti. Merkez Bankası başkanını görevden aldık. Yeni Merkez Bankası başkanımızla beraber şu anda faiz oranı yüzde 13,5’a kadar indi, daha da inecek.” dedi. Piyasanın artık alıştığı ifadeler kullanan Erdoğan, ayrıca enflasyonun da gelecek sene “tek haneli rakama ineceği” vaadinde bulundu.

Cumhurbaşkanı, Ağustos ayında yüzde 14’e yükseldiği ortaya çıkan işsizlik oranını “saldırı” olarak nitelendirdiği kur, enflasyon ve faiz faktörlerine bağladı.

Türk lirası ve varlıklarını uzun zamandır en çok ilgilendiren Ankara ile Washington arasındaki ilişkilerde de rahatlatıcı bir gelişme yaşanmadı. Erdoğan’ın Trump’ın davetlisi olarak Beyaz Saray’da ağırlanması ve yapılan görüşmeler iki ülke arasındaki Suriye, Rus S400 füze savunma sistemi, F-35 savaş uçağı programı, Halk Bankası davası ve bütün bu derin anlaşmazlıkların yol açabileceği yaptırımlar gibi konularda herhangi bir uzlaşıyla sonuçlanmadı.

ABD Kongresinin Ankara hükümetine karşı yaptırım tasarıları, ikili ilişkilerin Rusya faktörüne rağmen iyileşebileceği umuduyla, şimdilik sadece oylamaya sunulmadı.

Öte yandan, ABD Çin ile ticaret savaşına da hâlâ çözüm bulunabilmiş değil. Amerikalı ve Çinli üst düzey yetkililer hafta sonu telefonla konuşsa da, ABD Tarım Bakanlığı uluslararası ticarette rüzgarların hâlâ ters gitmesinden kaynaklı zarar gören çiftçilere yeni yardım paketini açıkladı.

ABD ekonomisi Fed Başkanı Jay Powell’ın da vurgu yaptığı şekilde bütün olumsuzluklara rağmen, özellikle tüketici harcamaları sayesinde güçlü kalmaya devam ediyor. Ancak geçen hafta açıklanan Ekim ayı sanayi üretimindeki total yüzde 0.8’lik düşüş soru işaretlerine yol açtı ve Fed’in gelecek seneki faiz politikasında teşviği sürdüreceğine dair bir işaret olarak okundu.

Avrupa cephesinde Avrupa Merkez Bankası ECB’nin negatif faiz bölgesinde, oranları tarihinin en düşük seviyelerinde tutmasına yönelik tartışmalar önemle takip ediliyor. Bu soru ECB’nin başına Fransız avukat ve eski IMF Başkanı Christine Lagarde’ın gelmesiyle Euro bölgesi ekonomisiyle alakalı gündemin en çok konuşulan konusu oldu.

Britanya’da, 12 Aralık’ta düzenlenecek erken genel seçim için partiler kampanyalarını başlatmış durumda.

Başbakan Boris Johnson’ın iktidardaki Muhafazakar partisi Brexit’i yerine getirme, eğitim, sağlık ve polis gücüne daha fazla yatırım yaparak suç oranlarını düşürme vaadiyle seçmene yaklaşırken, rakibi muhalefetteki İşçi Partisi ulaşım, iletişim ve sağlıkta daha fazla devletleşme ile ikinci bir Brexit referandumunu ima eden bir kampanya yürütüyor.

ABD doları karşısında geçen yıldan bu yana zor zamanlar geçiren Türk lirası, artan gerginliklere rağmen son dönemlerde piyasadaki fiyat dalgalanmalarından kurtuldu. Liradaki rahatlama yavaş da olsa kademeli aşağı yönlü bir hareketle sürüyor. ABD tarafından gelen Fed’in gelecek sene de faiz indirim hamlelerine devam edebileceğine yönelik veriler ve işaretler, TL gibi riskli varlıklar için avantaj oluşturuyor. Paritede yüzde 50 Fibonacci geri çekilme hattındaki 5.70 seviyesi önemli ilk destek olarak karşımıza çıkıyor. Daha da aşağıda, 5.67 ve daha sonra 61.8 Fibonacci çekilmesindeki 5.64 seviyesi izlenecektir. Piyasanın herhangi siyasi bir gelişmeye bağlı olarak kuru yukarı yönlü harekete geçmesi halinde, 38.2 Fibonacci’deki 5.75 ve daha sonra 5.80 seviyeleri takip edilebilir.

TL’nin euro ve dolar ile kur hareketlerinin aksine, İngiliz sterlininde yukarı yönlü bir trend göze çarpıyor. Bunun en önemli sebebi elbette normal şartlar altında Londra’nın dünyanın finans başkentlerinden olması sayesinde zaten güçlü olan poundun Brexit belirsizliğinden birkaç haftalığına da olsa kurtulmuş olması. Britanya’daki 12 Aralık erken genel seçimleri öncesindeki fiyatlama, kurda yukarı yönlü hareketi sürdürüyor. 7.47 ila daha uzun vadeli düşen kanalın üst badındaki 7.50 seviyeleri bu durumun devamında izlenecek hedeflerimiz olacaktır. İkinci direncin kırılması halinde 7.54 ile son 4 haftanın en yükseğine çıkmış olacağız. Aksi bir fiyatlamada, sırasıyla 7.37 ile 7.34 seviyelerinde destek arayacağız.

Değerli metallerde Çin-ABD ticaret savaşında çözümsüzlüğün yarattığı volatilite görülüyor. Piyasalar Washington veya Pekin’den gelen ve daha çok zaman kazanmaya yarar ifadeler olarak algılanan olumlu açıklamalara artık daha az inanıyor. Pazartesi günü iki ülke arasındaki görüşmelerde kötümserliğin hakim olduğu bir ortamda, altında yeniden tırmanış gördük. Gram altında 270.00 direnci zorlanırken, 273.00 ve düşen kanalın üst bandı çevresindeki 275.00 hedefleri yeni dirençler olarak karşımıza çıkıyor. Ticarette esen rüzgarların daha da sertleşmesi fiyatlamada 277.00 seviyesinin testine yol açabilir. Piyasanın görüşmelerden cesaret alması ise bize 267 ve daha sonra 265 seviyelerine doğru bir geri çekilmeyi gösterebilir.

Gram Altın/TL’de TCMB’nin faiz kararının yanı sıra global altın fiyatlarındaki seyir de oldukça belirleyici olacak. Küresel piyasalarda altın fiyatlarının gerek Fed’in faiz politikası gerekse piyasa riskleri doğrultusunda son 6-7 yılın zirvelerinde seyretmesi TL bazlı gram altın fiyatlarına da doğrudan yansımaya devam ediyor. Ancak hafta içerisinde TCMB tarafından beklenilen faiz indirimi Türk Lirası’ndaki değer kaybını bir süre daha hızlandırabilir. Bu bağlamda emtiadaki mevcut kısa vadeli geri çekilme ivmesini kaybedebilir. Mevcut satış baskısının devamlılığı adına 271.60 seviyesi destek niteliğinde önemini korurken, satış baskısının bu bölge altına ulaşması halinde 260.20 bölgesi gündeme gelebilir. Olası yukarı yönlü hareketliliklerde ise 281.75 seviyesi ilk önemli direnç eşiği olarak dikkat çekerken, yükselişin bu bölgeyi aşması halinde 293.00 bölgesi gündeme gelebilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz